VUK Tebliğe İlişkin Hükümler ve Mernis Adresinin Bilinen Adres Kavramındaki Yeri

Özet: “Vergi, resim, harç benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı cezaların tebliğinin 213 sayılı Yasanın Tebliğe ilişkin hükümlerine göre gerçekleştirilmesi gerektiği, mernis adresine tebliğin, Tebligat Kanunu hükümlerinin vergilendirmeye uygulandığı şeklinde anlaşılmaması gerektiği, mernis adresinin Vergi Usul Kanununda belirtilen bilinen adresler olarak kabulünün gerektiği”
Giriş:

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile buna bağlı cezaların tarh, tebliğ ve tahakkuku ile vergilendirmeye ilişkin diğer hazırlayıcı işlemlere ilişkin hükümler ayrı bir usul kanunu olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda(1) düzenlenmiştir. Vergilendirmeye ilişkin usul hukuku hükümlerinin ayrı bir usul kanununa tabi tutulması vergi hukukunun kendine özgü nitelik taşıması ve Yasa koyucunun iradesinin bu yönde oluşması ile ilgilidir. Vergilendirmeye ilişkin hangi tebligat hükümlerinin uygulanacağının tespitinden önce 213 sayılı Yasanın çerçevesinin belirtilmesi gerekmektedir. Yasanın 1. maddesinde 2. maddede yazılan gümrük vergileri dışında genel bütçeye, il özel idarelerine ve belediyelerine ait vergi resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunlara bağlı cezaların bu Yasa hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergilerin yargılama aşamasındaki usul hariç olmak üzere Tebliğine ilişkin bu Yasa’da yer verilen hükümler uygulanır.

I-Tebliğin Tahakkuk İçin Taşıdığı Değer,

Yasanın “Tebliğ” başlıklı 21. maddesinde; Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmış, Kanun’un “Tahakkuk” başlıklı 22. maddesi, “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesidir.” hükmü ile de tahakkuk kavramı tanımlanarak verginin tahakkuk etmesi için tarh aşamasından sonraki aşama olan tebliğ sürecinin tamamlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Verginin tahakkuku vergi idaresi açısından verginin mükelleften istenebilmesini ifade eden bir kavram olup, tahakkuk mükellefe artık vergi borçlusu diyebilmenin vazgeçilmez koşuludur.

II- 213 sayılı Yasada Tebliğin Kapsamına
Giren Vergilendirme İşlemleri,

213 sayılı Yasa’nın “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde; “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” hükmü ile Yasanın 25. maddesinde tahakkuk fişi yerine ihbarname ile tebliğ yapılabileceği hükmünü birlikte düşündüğümüzde, tahakkuk fişinin tebliğinin ihtiyari olduğu, bunun dışında vergilendirmeye ilişkin tüm işlemlerin bu Yasanın tebliğe ilişkin hükümleri uyarınca tebliğinin zorunlu olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

III- Tebliğ Yapılacak Kimseler,

Yasanın 94. maddesinde; “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır.

Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir.

Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” hükmü ile tebliğ yapılacak olanlar belirtilmiştir.

Maddede, kendisine tebliğ yapılacak kişi kavramına bakıldığında, mükellef ile kanuni temsilci veya umumi vekiller arasında bir ayırım ve sıralama yapılmadığı görülmektedir. Bu çıkarımdan, tüzel kişi olan mükellefe yapılacak tebliğlerde işyeri adresinin kapalı olması halinde kanuni temsilcinin ikametgah adresinde kanuni temsilci dışında birlikte oturanlara yapılacak tebliğ yönüyle ayrıksı ve hukuka aykırı yön bulunmadığı sonucu çıkmaktadır.

Belirtilmesi gereken diğer bir durum ise kendisine tebligat yapılacak kişinin 7201 sayılı Yasadan(2) farklı olarak “görünüşüne nazaran 18 yaşından ayrı olmaması” ve “bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması” kavramlarıdır. Görüşüne göre 18 yaşından ayrı olmaması kavramını objektif kriterlerle tanımlayacak bir yöntem olmadığı gibi, vergilendirme işlemine karşı açılan bir davada 213 sayılı Yasanın mükerrer 378. maddesinde belirtilen şahıslar dışındaki bir kimsenin duruşmaya katılması ve dinlenmesi mümkün bulunmadığından, 18 yaşından küçük birine yapılan tebliğin geçerliliğinin Yasanın aradığı anlamda tahakkuk aşamasına geçmeye elverişli bir tebliğ olup olmadığının denetimi güçleşecektir. Aynı talihsizliğin “bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması” kavramı için de geçerli olduğunu düşünmekten alıkoyacak bir izah ve yöntem bulunmamaktadır.

IV-213 Sayılı Yasaya Göre Bilinen Adresler;

Yasanın 100. maddesinde, bilinen adrese gönderilen mektupların posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılacağı bilirtildikten sonra takip eden 101. maddesinde bilinen adreslerin neler olduğu sayılmıştır.

Maddede;” Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:

1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;

2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler;

3. İşi bırakmada bildirilen adresler;

4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;

5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler;

6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;

7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle);

8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresleri.

Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır.” hükümleri yer almış olup, Mernis adresinin idare açısından bilinen adres olup olmadığı hususlarının tespiti de gerekmektedir.

Vergilendirmeye yetkili vergi idaresinin bilgisayar sistemine sunulmuş bir adres kayıt sisteminin vergi idaresi açısından bilinen adres olup olmadığının tespiti için merkezi kayıt sisteminin dayanağı olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu(3) hükümlerinin irdelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Nüfus Hizmetleri Kanununun 45. maddesindein 1. fıkrasında; “Bakanlık, Kimlik Paylaşımı Sistemi ve Adres Paylaşımı Sistemi veri tabanlarında tutulan bilgileri bu Kanunda belirtilen esas ve usûller çerçevesinde kurumlar ile diğer kişilerin hizmetine açabilir. Yerleşim yeri adresi bilgileri ancak kurumlar ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankaların ve 3.6.2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik ile Güvence Hesabının paylaşımına açılabilir.” hükmü getirilerek, maddenin 3. bendinde de, “Kurumlar aldıkları bilgileri tanımlanmış hizmetlerin yerine getirilmesi dışında başka hiçbir amaçla kullanamaz; ilgilisi veya bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilenler dışında kimseye veremez. Sistemin bütün aşamalarında görev yapan yetkililer de bu kurallara uymakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Yasanın 50 inci maddesinin 2. fıkrasında ise Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınacağı belirtilmiştir. Yasanın 52 inci maddesinin 1. bendinde de, İçişleri Bakanlığının, talepleri halinde kurumlara, usûl ve esasları Bakanlıkça tespit edilmek üzere adres bilgilerini elektronik ortamda Adres Paylaşımı Sistemi ve Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde verebileceği hükümlerine yer verilmiştir.

5490 sayılı Yasa uyarınca “Mernis” adres paylaşım sistemi çerçevesinde vergi daireleri, belediyeler ve il özel idarelerinin bilgisine sunulan mükellef, vergi sorumlusu ve vergi borçlulara ait adreslerin artık bu idareler için “bilinen adres” olarak kabulü veya 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesinin son bendinde belirtilen “bu makamca tespit edilen adres” olarak sayabilmemizi engelleyen hiçbir hüküm ve aksi yönde bir yorum bulunmamaktadır. Tüzel kişilere ait adreslere gelince bu konuda da Ticaret Sicil Memurluklarının adrese, ortaklık ya da kanuni temsilci değişikliklerine ilişkin ticaret sicili gazete ilanlarını gösterir bilgisayar veri bankaları artık vergi idarelerinin bilgisayar sistemine entegre edilmiş bulunmaktadır. Vergi idarelerine ait sistem üzerinden şirket adreslerine ulaşılabildiği sürece bu adres bilgilerinin de idare açısından “bilinen adres” veya “tespit edilen adres” olarak kabulü mümkündür.

Ticaret Sicili Gazetesindeki adres bilgilerine vergi inceleme kapsamında defter ve belge isteme yazılarının gönderildiği ve tarhiyatların yapıldığı, tarhiyata ilişkin tebliğin ise ticaret sicil kaydındaki adrese tebliğ edilmeyerek tarh dosyasında bilinen adrese tebliğ edildiği uygulamada görülen olaylardır. Defter ve belge isteme yazılarının ilk yönlendirildiği adreslere tebliğin gerçekleşmemesi üzerine ticaret sicilinden tespit edilen adrese defter ve belge isteme yazısının tebliğ edilmesi ve tebliğin amacına ulaşması halinde, ticaret sicil kayıtlarında yer alan bu adreslerin bilinen adres olarak kabul edilmese dahi, bu makamca tespit edilen en son adres olarak kabul edilmek suretiyle tebliğinin gerekli olduğu söylenebilmelidir.

Kanımızca mernis kayıt sistemindeki adreslerin 213 sayılı Yasanın son fıkrasındaki “idare tarafından tespit edilen adres” yerine aynı maddenin 7. bendinde yer alan “Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle)”bendindeki hükme girdiği kabul edilerek soruna daha hukuki ve gerçekçi bir çözüm bulunmuş olacaktır. Zira, 5490 sayılı Yasanın 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin(4) 13-1 inci maddesinde, yerleşim yeri ve diğer adreslerin tutulmasında kişilerin adres beyan formundaki yazılı beyanı esas alınacağı, bildirimin nüfus müdürlüklerine, kurumlara ve dış temsilciliklere şahsen yapılacağı ve adres beyan formundaki bildirimlerin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı hükmünden yola çıkıldığında, kaydı yapanın yetkili memurlar olması ve vergi mükellefinin mernis kayıt sistemine imzası ve yazılı beyanı esas alınarak dahil edilen bir kişi olması nedeniyle bu kişiye ait bilginin 213 sayılı Yasanın 101/7. maddesi kapsamına girmediğini ortaya koyacak tatmin edici gerekçe bulunmamaktadır.

Mernis kayıtlarına sahip bir vergi idaresinin mükellefe ait bilinen diğer adreslerde tebligatın yapılamaması halinde, bu adreslere de vergi ceza ihbarnamelerinin tebliği amacıyla müracaat edilmesi, bu adreslerde tebliğin gerçekleşememesi halinde ancak 213 sayılı Yasanın 103. maddesinde belirtilen ilanen tebliğ yoluna gidilmesi gerektiği söylenebilecektir. Vergi/Ceza ihbarnamesini mükellefin bilinen değer adreslerine tebligata gönderilmesi ve akabinde tebligatın gerçekleşmemesi halinde ilanen tebliğ yoluna başvurulması, akabinde borcun tahsil edilebilir amme alacağına dönüştüğünden bahisle düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği için ise mernis adresine müracaat edilmesi, mükellefin ya da sorumlunun vergi yargısında açacağı davanın re’sen incelenme çerçevesini, 6183 sayılı Yasanın(5) 55 ve 58. maddelerinde belirtilen sınırlı itiraz yolları olan “böyle bir borcum yoktur”, “kısmen ödendiği” ya da “zamanaşımına uğradığı” itiraz yöntemleri ile sınırlı tutmakla sonuçlandıracaktır ki bunun da hukuki olduğunu gösterecek bir sav bulunmamaktadır. Ancak, ihbarnamenin tebliğ edildiği tarihte vergi idaresinin bilgisine açılmamış merkezi adres kayıt sisteminin ödeme emri aşamasında idarenin bilgisine sunulmuş olduğu hallerde ise tebligatın hukuka aykırılığını ileri sürecek tatmin edici bir itiraz sebebi de görülememektedir.

Sonuç;

213 sayılı Yasa kapsamındaki vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı cezaların mükellefine, kanuni temsilcisine ya da çalışanına tebliğinde bu Yasanın tebliğe ilişkin hükümlerinin uygulandığı, 4490 sayılı Gümrük Kanunu’ndan kaynaklanan vergilendirmeye ilişkin işlemlerin ise genel tebliğ hükümlerini düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerektiği, usulüne uygun yapılmış bir tebliğin tahakkuk aşamasına geçilebilmesi için şart olduğu, ilanen tebliğ yoluna gidilebilmesi için bilinen tüm adreslere tebliğ çalışması yapılmasının gerekli olduğu, mernis adres kayıt sistemindeki adresin 213 sayılı Yasanın 101/7. maddesi uyarınca ilgilinin imzası alınması şartıyla yetkililer tarafından tespit edilen bir bilinen adres sayılmasının gerektiği, ödeme emrinin mernis adresine tebliğ edilmesi halinde, ihbarnamenin ne mernis adresine tebliğe çıkarılmasının gerektiği şeklinde görüşler sunulmuştur.

Kaynakça;

1) Vergi Usul Kanunu, 213 sayılı, (10.1961 tarih ve 10703-10705 sayılı R.G.)

2) Tebligat Kanunu, 7201 sayılı, (19.02.1959 tarih ve 10139 sayı R.G.)

3) Nüfus Hizmetleri Kanunu, 5490 sayılı, (29.04.2006 tarih ve 26153 sayılı R.G.)

4) Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği, 23.11.2006 tarih ve 11320 sayılı BKK. (15.12.2006 Tarih ve 26377 sayılı R.G.)

5) AATUHK, 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Yasa, 28.07.1953 tarih ve 8469 sayılı R.G.

___________________________________________________________

(1) Vergi Usul Kanunu, 213 sayı ve 04.01.1961 tarih, 10.1961 tarih ve 10703-10705 sayılı R.G.

(2) Tebligat Kanunu, 7201 sayı ve 11.02.1959 tarih, 19.02.1959 tarih ve 10139 sayı R.G.

(3) Nüfus Hizmetleri Kanunu, 5490 sayı ve 25.04.2006 kabul tarihi, 29.04.2006 tarih ve 26153 sayılı R.G.

(4) Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği, 23.11.2006 tarih ve 11320 sayılı BKK. 15.12.2006 Tarih ve 26377 sayılı R.G.

(5) AATUHK, 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Yasa, 28.07.1953 tarih ve 8469 sayılı R.G.

Hakim Bünyamin ÇİTİL
İzmir 4. Vergi Mahkemesi Üyesi

Bir önceki yazımız olan Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun Değiştirilen Cezai Sorumluluk Halleri başlıklı makalemizde Araç Alım Satımı Hakkında Yeni TTK Cezai Sorumluluk hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir